Matematik Hakkında

Matematik insanların, düşünmeye ve doğa ile uyum sağlamaya ve onu tanımaya başladığı zamandan beri vardır. İnsanoğlunun tanıdığı en eski bilim dalıdır. Matematik insanın doğasında var olan bir sistemdir. O mükemmel düşünen herkeste vardır. Ancak mükemmel düşünmek bir ayrıcalıktır. Olgusal izlenimler, nesnel kararlar beyinde bellekte depolanır daha sonra benzerlerinin tekrarlanması beklenir. Aynı koşullarda tekrarlanan olaylar hep aynı sonuçları veriyorsa artık burada bir doğa yasasının varlığı belirlenmiş olur. Sonrası bu yasayı ortaya çıkarıp oluşturma sürecidir.

İlk insanlar güneşin doğuşunu,gün boyu geçirdiği değişimleri ve izlediği yolu gözlemlemiş ve gün batımından sonra dünyanın karanlıklara gömüldüğünü görmüştür.Bu süreç bir gündür.Bunu kararlaştırmış bunları saymıştır.Bu kez günlerin değişim sürecini izlemiş,yıllar süren bu gözlemler sonucu mevsimleri ve bir yılı belirlemiştir.Günlerin benzeyen ve benzemeyen yönlerini araştırmış günlük yaşamını buna göre düzenlemeye başlamıştır.Bunun için takvim yapmıştır.Çünkü artık bir doğa yasasını oluşturmuş bulunmaktadır.Gökyüzünü incelemiş ay ın sırrı kısmen de olsa çözülmüş ve bütün bu bilgiler,gelecek kuşaklara çeşitli yollarla aktarılmıştır.

Matematik ortaya çıkışı evrenin oluşumuyla birliktedir. Matematiksel oluşumlar, adeta bir doğa yasası olarak kendiliğinden vardırlar ancak matematiğin var olmasıyla matematiğin ne olduğunun anlaşılması farklı algılamalardır.

İlk uygarlıklardan başlayarak insanlar, matematikte var olup da ne olduğunu bilmedikleri bir çok şeyi başarıyla uygulamışlar, ancak bunun ne olduğunu anlamaya ve tanımlamaya çaba göstermemişlerdir. Kullanılması bazı gereksinimler sonucudur. Ancak bunların incelenememesi, gerçekte bilgi noksanlığındandır. Bu nedenle olgusal değerlendirmeler dışındaki oluşumlar ,yani soyut kavramlar ancak kabul edilmek suretiyle var sayılmış olacaklardır. Bunlar çağdaş matematikte aksiyomlar olarak düzenlenecek ve öncelikle bu varsayımlar tartışılacaktır. Aksiyom; doğruluğu ispatlanmadan kabul edilen önermelere denir. Bunun en büyük örneği sayı kavramıdır. Sayı, soyut bir kavramdır. Bu açıklamalarla gelinmek istenilen nokta, çağlar içinde matematiğin nasıl algılandığının belirlenmesidir. Bu algılama biçimlerine bağlı olarak Matematik Tarih içinde gelişim gösterecektir.

Matematiğin doğasında mantık vardır. Bu öyle bir birlikteliktir ki birisi diğerinin varlık nedenidir. Hangi mantık olursa olsun, matematik içerikten yoksun hale getirdiğimizde içi boş kalır. Bu nedenledir ki hangi mantığı incelerseniz inceleyiniz, matematik kullanılmadan çoğu konusu tamamlanmış bile olamaz. Matematik, mantığın temel yasalarını kullanarak, ilişkileri, algılandığı ya da tanımlandığı şekilde modelleyerek, bilim dünyasına sunan bir disiplin olarak görülecektir.

Günümüzde Matematik başlıca iki ana dala ayrılır pür matematik ve uygulamalı matematik. Pür matematik matematiğin kendisi için yapılan, uygulamalı matematik ise başka bir şey için yapılan matematiktir. Uygulamalı matematiğin başka bir şeyi her zaman gerçeğin bir yönüdür. Pür matematik ise matematiksel bir dünya içinde yaşar. Bu matematiksel dünyanın sakinleri kalkülüs, diferansiyel denklemler, kompleks değişkenler gibi elemanlardır.

Her matematikçi için iki ayrı dünya vardır: Matematik dünyası ve gerçekler dünyası. Matematik alanında çalışmak isteyen bu iki dünyadan birinde çalışır. Çalışmalarında matematiği her zaman kullanan mühendis ve fen bilimciler ise ona bir araç olarak bakarlar. Onlar için matematiğin bir mikroskop veya sis odasından daha büyük bir çekiciliği yoktur. Beşeri bilimciler ise doğal olarak matematiği hiç düşünmezler. Okulda zorunlu olarak aldıkları tatsız ve ilgi alanlarından çok uzak olan matematiğe yıllarca katlandıktan sonra onu huzurlarına yaklaştırmaya yeminlidirler.